Türkiye Gittiği Her Yerde Kazan Kazan Politikası Güden Bir Ülke

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, "Türkiye'nin dünyanın hiçbir bölgesinde bir gizli gündemi yoktur. Türkiye Ankara'da ne söylüyorsa Balkanlar'da da Asya'da da Afrika'da da aynısını söyleyen bir dış politika perspektifine sahip." dedi.

Türkiye gittiği her yerde kazan kazan politikası güden bir ülke


Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Konferans Salonu'nda düzenlenen "TİKA Ankara Buluşması" programının açılışında yaptığı konuşmada, TİKA'nın sadece bir yardım kuruluşu olmadığını, aynı zamanda gönüller arasında köprü kuran, dünyanın her yerindeki mazluma sahip çıkan bir kuruluş olduğunu söyledi. Türkiye'nin uzun yıllardır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde çok yönlü dış politika perspektifini hayata geçirmeye çalıştığını belirten Kalın, Türkiye'nin gittiği her yerde kazan kazan politikası güden bir ülke olduğunun altını çizdi.

Türkiye'yi dikkate almayan hiçbir bölgesel projenin, politikanın hayata geçmesinin ve başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını vurgulayan Kalın, Erdoğan'ın "Dünya beşten büyüktür", "Biz insanlara hizmetkar olmaya geldik" sözleriyle sadece Türkiye'nin kendi politik duruşunu ifade etmediğine, aynı zamanda dünyaya bakışını da dile getirdiğine dikkati çekti. Kalın, bunun en somut örneklerinin, TİKA, Diyanet İşleri Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının yaptığı faaliyetlerde görüldüğüne işaret ederek, bunlar gibi yurt dışında faaliyet gösteren diğer kurumların gittikleri her yerde bu vizyonu hayata geçirmeye çalıştığını aktardı. Bu kuruluşların gittikleri yerlerde "kazan kazan" perspektifiyle yerel unsurlara yardımcı olduğunu belirten Kalın, şöyle konuştu: "Oradaki insanlara aslında unuttukları veya unutturulmaya çalışılan tarihlerini hatırlatıyoruz. Bu anlamda Türkiye'nin dünyanın hiçbir bölgesinde bir gizli gündemi yoktur. Türkiye Ankara'da ne söylüyorsa, İstanbul'da ne söylüyorsa Balkanlar'da da Asya'da da Afrika'da da aynısını söyleyen bir dış politika perspektifine sahip. Türkiye, Afrika Birliğinde ne söylüyorsa Cumhurbaşkanımızın şahsında bunu ifade etmek istiyorum, BM'de de onu söylüyor. İslam İşbirliği Teşkilatında neyi söylüyorsa, hangi görüşleri savunuyorsa Asya'ya, ABD'ye, Latin Amerika'ya gittiğinde de ikili ve çoklu görüşmelerde, AB'den NATO'suna kadar her yerde aynı politikaları savunan bir ülke. Bu şeffaflık, açık ve net olma yaklaşımı tabii ki Türk dış politikasına büyük güç ve meşruiyet kazandırıyor. Politikamızın bir diğer önemli boyutu da dünyaya ve dünya siyasetine 360 derece perspektifinden bakıyor olmamız."

Özellikle yakın coğrafyada Türkiye'yi hesaba katmayan bir bölge politikasının başarılı olma şansının bulunmadığını vurgulayan İbrahim Kalın, şu değerlendirmelerde bulundu: "Çünkü Türkiye bölgesinde 'güvenlik' dediği zaman sadece kendi güvenliğini değil yakın coğrafyamızda, uzak coğrafyamızda nerede olursa olsun bütün insanların güvenliğini düşünmektedir. Suriye'de ya da Irak'ta terör saldırıları olduğunda, mezhepçilik bu ülkelere geldiğinde, iç savaş başladığında Türkiye sadece ulus devlet çıkarıyla hareket eden bir ülke değildir. Aynı zamanda bu coğrafyada yaşayan insanların can, mal, namus güvenliğini garanti altına almak için bütün imkanlarını seferber eden bir ülkedir. Bizim Suriye'deki varlığımızın tek sebebi de budur. Bir yanda kendi sınır güvenliğimizi sağlarken öbür tarafta savaştan, varil bombalarından, kimyasal silahlardan kaçan milyonlarca insanı koruma güdüsüyle hareket ediyoruz."

Kalın, TİKA'nın dünyadaki mağdur ve mazlum insanlara ister bulundukları yerde ister göç ettikleri yerde her türlü imkanı seferber eden bir kuruluş olduğunu söyledi. Türkiye'nin insani yardımlar konusunda dünyada birinci sırada yer aldığını hatırlatan Kalın, bir yerde mağdurun, mazlumun ihtiyacı söz konusu olduğunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yardım ulaştırmak için harekete geçtiğini, sadece devlet adamlarının değil milletin de gönül kapılarını açtığını, ekmeğini paylaştığını dile getirdi. Avrupa'nın zengin ülkeleriyle kıyaslandığında, Türkiye'nin alnı açık şekilde dünyanın bütün mağdurlarına, mazlumlarına sahip çıkan ülke olma gururunu haklı olarak yaşadığını vurgulayan Kalın, Avrupa'nın özellikle son 4-5 yılda Suriye ve Libya kaynaklı ağırlıklı olmak üzere mülteci meselesinde izlediği politikanın, insani ve demokratik değerlerden ne kadar uzak olduğunu herkesin gördüğünü ifade etti. Türkiye'nin mültecilere sahip çıkarken, dünyanın en zengin ülkelerinin giderek etraflarına birer duvar inşa etmeye çalıştığını anlatan Kalın, "Ama o duvarlar size daha fazla güvenlik getirmeyecek, o duvarlar sizi yalnızlaştıracak, dünyadan uzaklaştıracaktır. Önemli olan gönüllerdeki, zihinlerdeki o duvarları ortadan kaldırmak." dedi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.