"Nereye koşuyorsun 
Sabah dokuz akşam beş 
Bu filmin tekrarı yok 
Hayatı yaşa be kardeş 
Kendin için bir şey yap 
Şu hayatı yavaşlat " diyor Murat Evgin...

20 yıldır profesyonel olarak müzik yapan, kendi şarkılarını söyleyen bir yorumcu, dizi ve film müziklerine imza atan bir besteci olan Murat Evgin ile yaşayan bir tarih olan Tarabya Oteli' nin manzarasına karşı, çok hoş bir mekan olan Tarabya Big Chef's de harika bir röportaj gerçekleştirdik...

Murat Evgin, samimiyeti, doğallığı ve 40 yıllık bir dost gibi içten yaklaşımı ile örnek bir sanatçı. Hayata ve müziğe dair neler konuştuk, birlikte bakalım...


PINAR:
Sevgili Murat, öncelikle yazımın başlığına ilham olan cümle ile başlamak istiyorum, hayatı neden yavaşlatalım?

MURAT EVGİN: Teşekkürler Pınar. Aslında bunun cevabını Hititler M.Ö. 2000 yılında çok güzel bir şekilde vermişler (bkz. Hitit Duası-Tanrım Beni Yavaşlat). 
Acayip bir tempoda koşturuyoruz. Yemeği bile doymak için değil, bir yerlere yetişmek için çabucak yiyoruz. Aynı anda bir kaç iş yapmaya çalışıyoruz.

Telefonla konuşurken, başka birine kaşla gözle bir şey anlatmaya çalışmak gibi mesela... Bu yüzden hayatı yavaşlatmak lazım. Ne yapıyorsak sadece ona odaklanmak, yürürken sadece yürümek, bir dostla konuşurken telefonu bir kenara bırakıp kendini ona vermek gibi...


PINAR:  Çok gurur verici bir konu var. Tabi ki Netflix Amerika' da yayınlanacak olan tarihsel dizi "myths &monsters" ın müziklerine attığın imzan... Bunu senden dinleyebilir miyiz? Nasıl başladı, ne zaman yayınlanıyor?

MURAT EVGİN:
Bu proje 2016 yılının sonlarında başladık. İlk olarak ABD, Kanada ve Fransa'da yayına girecek. Benim Arka Sokaklar için yaptığım müzikleri çok beğendiler ve bunun üzerine Epik Müzik besteleyip besteleyemeyeceğimi sordular. Ben de bu tarz bir çalışma yaptım ve beğendiler ve Myths & Monsters'ın müziklerine imza attım. Bir Türk besteci için gurur verici bir şey. İnanıyorum ki devamı gelecek; çünkü yaptığım müziklerin Türk dizi müziklerinin üzerinde işler olmasına hep özen göstermişimdir ve yeni yeni yurt dışında meyvelerini veriyor.

PINAR:  Fransa' da düzenlenen festivallerden Serie Series'de  bir konser verdin. Hatta bu konserde Lele Marchitelli ile bir İstanbul sohbetin olmuştu... Neler konuştunuz? Nasıl bir konser oldu? Ayrıca, Duru Günaçan imzalı, üzerinde İstanbul silueti olan bir şapkayla katılmıştın, bu fikre ve şapkaya bayıldım...

MURAT EVGİN:
Teşekkür ederim, bu güzel şapkamı seninle paylaşabilirim:) Serie Serie Fransa'nın en önemli TV festivallerinden biri.. İstanbul konserlerimden birinin videosunu izlediler ve orada bir Akustik konser verme olasılığı konuşuldu. Bu yaz gerçekleşti. Tamamı Avrupalı yapımcılar ve senaristlerden oluşan bir topluluğa konser verdim. Konsere; “Önce Türkiye'de Türkçe sözlerle daha sonra Fransa'da ünlenen 'Her Yerde Kar Var' ile başlamak istiyorum” dedim ve Her Yerde Kar Var'ı çaldım. Benim için çok keyifliydi.

Aynı festivalde Jude Law'un oynadığı The Young Pope dizisinin müziklerini yapan Lele Marchitelli de vardı. Istanbul'un güzelliğinden, Türk müziğinden ve film müziklerimizden konuştuk.



PINAR:
Yaşasın o şapkayı sonunda takabildim:) . Son albümün çıkış şarkısı olan Kaderimsin' den konuşalım mı biraz? Harika bir düet! Nasıl bir geri dönüşü oldu?

MURAT EVGİN:
Kaderimsin, sevgili Öykü’nün ve klipte Altan Gördüm Hocamızın katkıları ile son dönemde en çok duyulan bestem oldu. Kendi youtube kanalımızda 3 milyonu geçti ki bu bizim için çok önemli; çünkü birçok klibin, birçok sosyal medya hesabının hormonlu olduğunu alenen biliyoruz. Maşallah bizimkiler Rihanna'yı falan geçiyor :)) Bizim hiç bir sosyal medya kanalımızda manipülasyon yok. Olmaması çok önemli, gerçekten kaç kişi bizi takip ediyor, hangi şarkımı kaç kişi dinlemiş bu bilgileri sağlıklı olarak bilebiliyorum. Bu devirde düzgün müzik yapıp, piyasa olmayan bir şarkı ile 3 milyona ulaşmak çok güzel bir başarı.

PINAR:
Bu besteler nasıl bir ruh haliyle çıkıyor? İlham aldığın şeyler vardır...

MURAT EVGİN: Yaşadığımız, yaşayamadığımız, hayal ettiğimiz, arkadaşlarımızın, halkımızın, insanlığın başına gelen her şey bir şarkı konusu olabiliyor. Bu 20 yıl içinde çok sayıda sosyal konularda şarkılar yazdım; Hülya Koçyiğit ile klibini çektiğimiz, telif geliri Mehmetçik Vakfı'na bağışlanan “Şehit”, TOÇEV Vakfı için bestelediğim, sözleri Selma Çuhacı'ya ait “Günebakan”, suça itilen çocukları anlattığım “Bir Hikayem Var”, TEMA Vakfı için bestelediğim “Türkiye Çöl Olmasın”

Bunların dışında ilk albümlerimde uzun süre platonik aşklara yazdığım şarkıları söyledim. İnsanlar kavuşamayınca aşık olurlarmış ya..  Aşık Veysel’e sormuşlar “Aşk nedir” diye “Seversin, kavuşamazsın aşk olur” demiş. Bazen de insanların size söyledikleri güzel veya acı sözler şarkıların en güzel sözlerini oluşturuyor

PINAR:
Murat Evgin sadece Türkiye' de değil , yurt dışında da bir marka artık. Bu başarıyı neye borçlusun?

MURAT EVGİN:
  Estağfurullah. Yurt dışında adımı henüz yeni yeni duyuruyorum. En büyük eksiklik bizi yurt dışına taşıyacak ajansların olmaması. Batıda besteci ajansları var. Bu ajanslar bestecileri film şirketlerine öneriyorlar, bestecilere iş buluyorlar, onları film şirketlerinin projeleri ile buluşturuyorlar. Şu anda benim bağlı olduğum bir ajans yok. Türkiye'de ise besteciler için böyle bir sistem bile yok. Bizim yurt dışı çabalarımız ise kişisel uğraşlarla, çabalamalarla yürüyor şimdilik; yoksa Türk insanı dünyanın her yerinde başarılı olabilecek bir zekaya ve yapıya sahip. Ülke olarak içimize kapanmak yerine dünya ile iletişim halinde olan bir ülke olmalı ve “Türk'ün Türk'ten başka dostu yok” mantığından kurtulmamız lazım. En azından benim çalıştığım film müziği dalında düşündüğüm gibi bir ırkçılık veya hoş olmayan bir davranışla karşılaşmadım.


PINAR: Mütevazı tavrının altında bir o kadar da kendinden emin ve başarısının farkında olan bir Murat Evgin var. Bu dengeyi nasıl kuruyorsun?

MURAT EVGİN: Yıllar içinde nasıl davranmam gerektiğini öğrendim. İlk yıllarda çok çekingen, içine kapalı bir gençtim. Hala biraz öyle tavırlarım vardır; ancak şunu gördüm ki siz kendinizi ifade etmezseniz kimse sizin değerinizi anlamıyor. Tabi bunun bir sınırı olmalı diye düşünüyorum. Kendine güvenmek, kendini ifade etmekle sürekli kendinden bahsetmek arasında fark var.

Bizim piyasada insanlar bir yerlere geldikçe insanlardan koparlar, uzaklaşırlar. Ben aksine insanlarla tanışmayı, konuşmayı, bir arada olmayı çok seviyorum. Kendimi kimseden ayrı görmüyorum, kendimi yalnızlaştırmak gibi bir niyetim hiç yok. Çocukluğumdan beri Türkiye'nin en büyük yıldızlarının halkla iç içe oluşlarına şahit oldum, onlardan görgü adına çok şey öğrendim. Bunun katkısı büyük. Örneğin ben hayatımda hiç rahmetli Barış Manço'nun, Cem Karaca'nın, Nükhet Duru'nun korumalarla gezdiğini, kendilerini insanlardan ayırdıklarını görmedim.

PINAR:
Son zamanlarda insanlar kurumsal yapılardan hobilerine doğru bir geçiş yapmaya çalışıyorlar. Dünyadaki tüm sıkıntılardan, samimiyetsizliklerden sıkıldık toplu halde... Bence herkes bir yetenekle doğuyor ve bunu keşfetmesi ya da keşfedilmesi işe çevirebilmesi en büyük şansı oluyor hayatta... Sen neler düşünüyorsun?
           
MURAT EVGİN: Çok doğru; ancak bizim müzisyen kökenli ailemizde bile bana “Evladım sana para kazandıran bir mesleğin olsun ki müziğinin kalitesinden ödün vermek zorunda kalmadan dilediğin müziği yap” dediler ve Sinema/ TV okudum. Benim dönemimde tüm arkadaşlarım İşletme okudu. O dönem modaydı. Sonuçta hepimiz para kazanmayı düşünmek zorundaydık. Artık dünyada kaliteli müzik yaparak para kazanmak çok zorlaştı. Kaliteli müzik artık filmlerde veya dizilerde var; ama pop müzikte ben göremiyorum. Ya çikletten çıkan tekerlemeler basitliğinde şarkılar herkesin dilinde ya da her değişen hükümete yaklaşan, zikzaklar çizen şarkıcılar iş yapıyor.


PINAR:
Seni en kızdıran şey nedir, neden?

MURAT EVGİN: Konusu gelmişken, Richard Strauss'un söylediği bir söz var “Sadece iki tür müzik vardır. İyi müzik ve kötü müzik” insanlarımızın kaliteden uzaklaşması,  iyi müzikten, iyi sinemadan, iyi şiirden uzaklaşması beni kızdıran şeylerden biri. Çünkü ileri gitmemiz gerekirken geriye gitmek, bu boş vermişlik, popüler kültüre yenik düşme hali benim istemediğim bir durum.

PINAR:
Türkiye ' de müzik hak ettiği değeri görüyor mu? Kaliteli eserler mi, ticari kaygılar mı baskın...

MURAT EVGİN: Türkiye'de kesinlikle müzikte köşeler tutulmuş. Halka ulaşacak şarkıları radyolar, müzik kanalları ve bu medya iletişim araçları ile ticari ilişki içinde olan plak şirketleri belirliyor. İstedikleri şarkıcıyı meşhur ediyorlar, istediklerini engelliyorlar. Her sene “Daha basiti, daha kötüsü olamaz herhalde” derken, her sene şarkıların “Daha kötüsü, daha basiti” çıkıyor. Çok iyi müzik yapan gençler de var; ama onlar daha az kişiye “ulaştırılıyor”


PINAR: Yoğun bakımlarda, anne karnında, ameliyatlarda müziğin etkisi kanıtlanmış... Psikoloji üzerinde iyileştirici etkileri var... Dünyada sevgisizlik, savaşlar devam ediyor artarak... Sence müzik bunu da iyileştirebilir mi?

MURAT EVGİN:
Müzik bir mesajı ezgilerle verir. Anadolu'da insanımız sevinçte de, acıda da, ölümde de hislerini müzikle anlatmıştır. Bir anne evladını kaybettiği zaman acısını melodilerle, ağıt yakarak dindirir. Yabancı dostlarım Türkiye'ye gelince en çok Ezan sesine hayran kalıyorlar. Her ezanın ayrı bir makamda okunduğunu anlatıyorum, şaşırıyorlar.

Müzik söylemek istediğiniz şeyin akılda kalmasını sağlar ve insan hayatını değiştirir.

We Are The World Afrika'daki açlığa (o dönemde) dikkat çekmiş belki de çare bulmuştu. Bu şarkı tüm politikacıların yapamadığını yapmıştı. Müzik bu şekilde doğru kullanıldığında harikalar yaratabilir. İnsanlara barış fikrini aşılayabilir.


PINAR:
Gençlere tavsiyelerin neler?

MURAT EVGİN:
Bence biz onları yetiştirirken o kadar çok karışıyoruz ki kendi iç seslerini kaybediyorlar. Onların birey olmalarını sağlamalı, saygı duymalıyız. Ben oğlumu yetiştirirken bunlara dikkat ediyorum. Kendilerine inansınlar, dünya vatandaşı olsunlar ve bir Türk olarak dünyanın her yerinde başarılı olabileceklerine inansınlar, hata yapmaktan, başarısız olmaktan korkmasınlar.

PINAR:
Harika bir sohbet oldu Murat. Çok teşekkür ediyorum tüm okurlarım adına. Senin gibi sanatçılar klonlanmalı diye düşünüyorum:) . Eminim birçok kişiye cesaret verecek tüm bu güzel düşüncelerin ve başarıların. Nice başarılara...

MURAT EVGİN:  Yazdan kalan bir günde buluşup, keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. “Hayallerinin peşini asla bırakmasınlar” diyerek,  tüm okurlarına sevgilerimi gönderiyorum. 


"SANATÇI OLUNMAZ, SANATÇI DOĞULUR"... İnsanın elinin, kafasının ve kalbinin birlikte çalıştığı şeyleri barındırır sanat. Sanat, toplumu anlayabilen, düşünebilen, gerçekleri görebilenlerin işidir... Dünya aydınlık olsaydı sanat olmazdı.  
Sevgiyle,

PINAR TOK



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.