Siyasi Bölünmüşlük Kapıda
İslami Cihad Hareketi Siyasi Büro üyesi Kutati, Batı Şeria'da Gazze'nin ve Hamas'ın dahil olmadığı yeni bir hükümet kurulmasının siyasi bölünmüşlüğü ayrılığa dönüştüreceğini savundu.

Siyasi bölünmüşlük ve kriz


İslami Cihad Hareketi Siyasi Büro üyesi Velid el-Kutati, yeni Filistin hükümeti, İsrail'le ateşkes anlaşması, İran, Suriye ve Hizbullah'la ilişkilerle birlikte 11 Şubat'ta Rusya'nın başkenti Moskova'da Filistinli gruplar arasında düzenlenmesi planlanan uzlaşı görüşmeleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Fetih hareketinin yeni bir Filistin hükümeti kurulması konusundaki çalışmalarıyla ilgili Kutati, "Gazze hariç tutularak Batı Şeria'da yasama seçimlerinin yapılması ve Hamas olmadan hükümet kurulması siyasi bölünmüşlük halini ayrılığa dönüştürecek bir adımdır ve siyasi krizin kalıcı hale gelmesine neden olur." dedi. Mevcut siyasi tıkanıklığı, "yeni Filistin trajedisi" olarak niteleyen Kutati, "Filistin yönetiminin, Hamas'la ilişkilerini nihai olarak kesmesi ve yeni bir hükümet kurmaya yeltenmesi durumunda Gazze nasıl ve hangi meşru yapıyla yönetilecek." sorusunu sordu. Fetih Hareketi Merkez Komitesi 27 Ocak'ta, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) çatısı altındaki gruplar ile bağımsız kişilerden oluşacak yeni bir hükümetin kurulması yönünde tavsiye kararı almıştı. Filistin Başbakanı Rami el-Hamdallah ise 29 Ocak'ta istifasını Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a sunmuş, Abbas da Hamdallah hükümetinin istifasını kabul etmiş ve yeni hükümet kurulana kadar görevine devam etmesini istemişti.


Kutati, Katar'ın Gazze'deki memurlara yönelik yardımının gerçekleşmemesinin, Filistinli gruplarla İsrail arasında Birleşmiş Milletler (BM), Mısır ve Katar arabuluculuğunda gerçekleşen dolaylı ateşkes anlaşmasını tehdit ettiğini ve arabulucular müdahale etmezse anlaşmanın son bulabileceğini öne sürdü. İsrail'in, Katar'ın yaptığı bağış üzerinden Filistin halkına şantaj yapmaya başladığını dile getiren Kutati, bu durumun Hamas'ı, söz konusu şantaja bir tepki olarak bağışı kabul etmeme kararı almaya ittiğini kaydetti. Kutati, anlaşmaların, ablukanın kısmi olarak hafifletilmesini sağladığını, ablukanın tamamen kaldırılması için dolaylı görüşmelerin yeniden başlaması yönündeki vaatlerin ise henüz yerine getirilmediğini ifade etti. Hamas 24 Ocak'ta, İsrail'in davranışlarına bir tepki ve ateşkes anlaşmasından kaçmaya yönelik girişimlerine karşılık olarak Katar'ın Gazze'ye yaptığı yardımı kabul etmeyeceğini açıklamıştı. İsrail yönetimi 7 ve 22 Ocak'ta, Gazze sınırındaki şiddet olaylarını gerekçe göstererek, Katar yardımlarının Gazze'ye girişine 2 defa engel olmuştu. Doha yönetimi, Ekim 2018'de Gazze'ye 150 milyon dolarlık insani yardımda bulunmaya karar vermişti. Söz konusu yardımın, elektrik santraline yakıt temin edilmesi, memurların maaşlarının ödenmesi ve yoksul ailelere insani yardımda bulunulmasını öngörüyordu. Katar'ın söz konusu yardımı, Hamas ile İsrail arasında, Katar, Mısır ve BM arabuluculuğunda Gazze'de nihai ateşkese varılması amacıyla gerçekleşen dolaylı anlaşma çerçevesinde yapılmıştı.

"İslami Cihad, Mısırlılara ve İsrail'le direniş grupları arasında arabuluculuk yapan diğer taraflara ablukanın tamamen kaldırılmasına karşılık saldırmazlık denklemini kabul edeceğini açıkladı." diyen Kutati, ablukanın kaldırılmasının Gazze halkının direncini artıracağını ve bunun da Filistin ulusal projesine hizmet edeceğini aktardı. Katar yardımlarının Gazze'ye ulaşmaması nedeniyle bir öfke patlaması yaşanması ihtimaliyle ilgili olarak Kutati, işgal ve ablukanın devam etmesinin bile böyle bir patlamanın yaşanması için yeterli bir neden olduğunu vurguladı. Kutati, ablukanın 13 yıldır devam etmesinin, Filistin halkının yavaş yavaş öldürülmesi ve ona karşı devam eden bir tür savaş olduğunun altını çizdi.

Kutati, hareketin, "İran, Suriye, Hizbullah ve Hamas'ı da içine alan ve "direniş ekseni" olarak adlandırılan ittifakın önemli bir parçası olduğunu belirtti. Söz konusu eksenle sağlam ilişkileri olduğuna ve bu ilişkilerin bölgedeki mezhepsel çatışmalardan etkilenmediğine değinen Kutati, eksen içinde kuzey cephesi (Suriye ve Lübnan) ile güney cephesinin (Gazze) birleştirilmesi yönünde bir gelişme yaşandığını aktardı. Bu gelişmenin, "İsrail'le olan mücadelenin sadece Filistinlilerin değil Arap ve İslam dünyasının mücadelesi olduğu" düşüncesinden kaynaklandığını belirten Kutati, İslami Cihad'ın Filistin halkını destekleyen ve bölgede ABD-İsrail eksenine karşı direnişi benimseyen herkesle güçlü ilişkiler kurmayı istediğine işaret etti. İslami Cihad'ın Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale'nin geçen aralık ayında bir televizyon kanalına verdiği demeçte, "İsrail'le savaşa girilmesi durumunda direniş ekseni kuzeyden ve güneyden harekete geçecektir." yönündeki açıklamalarıyla ilgili olarak Kutati şunları söyledi: "Harekete geçme farklı şekillerde olabilir. Nihayetinde, İsrail ile direniş ekseni arasındaki savaş kaçınılmazdır. Bir gün gelecek ve bütün cepheler buna katılacak. Halihazırda, kuzey cephesinde savaş çıkarsa güney cephesinde de çıkacağı anlamına gelmiyor." Kutati, işgale karşı direniş cephelerini birleştirme stratejisinin, İsrail'den gelebilecek herhangi bir saldırıyı engellemek için ilerleyen aşamalarda pratik boyutlar kazanabileceğini belirtti. Kuzey cephesiyle güney cephesinin kapasitesi arasında kıyas yapılamayacağına değinen Kutati, Gazze'deki direniş imkanlarının ve manevra marjının sınırlı olmasına karşın İsrail'e karşı bir caydırıcı unsur olmayı başardığını, kuzey cephesinin ise direniş olanakları ile manevra marjının daha fazla olduğunu savundu.

Kutati, İsrail'in, "İslami Cihad'ın, İran ajandası için çalıştığı" yönündeki ithamlarla Gazze'deki Filistinli gruplar arasında fitne tohumları ekmeye ve hareketin imajını zedelemeye çalıştığını söyledi. İslami Cihad ile diğer Filistinli grupların ulusal ajandaları olan partiler olduğunu ve düşmana karşı mücadele ettiklerini aktaran Kutati, "İran ve direniş ekseni, Filistin meselesine destek veriyor ve hiç kimsenin Filistin'de onlar lehine çalışmasını istemiyor. İranlılar, İsrail'e karşı savaşıyor ve ona karşı savaşanları da destekliyorlar." dedi.

Geçen eylül ayında hareket içinde yapılan ve Nehhale'nin Genel Sekreterliğe geldiği seçimlere de değinen Kutati, "Hareketin siyasi ve düşünsel tutumu sabittir, yönetimin değişmesiyle değişmez. İslami Cihad'ın stratejisi, taktiği ve üslubu; İslam, Filistin ve direniş ekseninde şekillenmektedir." diye konuştu. Kutati, bölgede yaşanan siyasi gelişmelerin harekete bazı değişimleri dayattığını ancak bunların çoğunlukla Filistin içişleriyle alakalı olduğunu ve hareketin düşünce ve siyasetinin özünü değiştirmediğini anlattı. Rusya'da 11 Şubat'ta yapılması planlanan diyalog görüşmelerine katılmak için Rusya'dan davet aldıklarını belirten Kutati, hareketin Filistin içinden ya da dışından bir heyetle görüşmelere iştirak edeceğini ancak bu durumun henüz netlik kazanmadığını sözlerine ekledi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.