Türkiye önemli bir dönemeçten geçerek referandum sürecini geride bıraktı. Artık toplum nezdinde atılması gereken adımların hayata geçirilmesi hepimizin ortak beklentisi. Bunlardan birisi de amatör ve sportif havacılık alanında olacaktır. Bu yönde geçtiğimiz günlerde güzel gelişmelere şahit olduk. Gençlik ve Spor Bakanlığı girişimleri neticesinde Türkiye Hava Sporları Federasyonu kurumsal teşkilatlanma sürecine başladı.

Türkiye’de hâlihazırdaki Türk Hava Kurumu’nun dernek statüsündeki yapılanması amatör ve sportif havacılık faaliyetlerini ne derece etkin ve verimli bir şekilde idame ettiriyor, orası tartışılır. Ancak şu bir gerçek ki; içerisinde düştüğü borç krizi ve haklarında yürütülen hukuki ve adli süreçler nedeniyle maalesef artık hareket kabiliyetini kaybetme aşamasına gelmiş bir hale dönüşmüş durumdadır. Atatürk’ün mirası artık hatırlarda kaldığından çok uzak yerlerde.

Özellikle “milli sporcu” kavramını Türk Hava Kurumu yönetiminin ağzından sıkça duyar olduk. Milli sporcuların kimler tarafından ne şekilde belirlenip yetkilendirileceği mevzuatla belirlenmiş durumdayken hangi kriterlere göre bu misyonun yüklendiği tartışma konusu olan “sporcuları” milli olarak lanse etmek Gençlik ve Spor Bakanlığı yetkililerinin üzerinde durması gereken bir konu olmalı diye düşünüyorum.

Diğer bir husus olan amatör ve sportif havacılığa yıllarını vermiş ve yoğun tecrübelerle donanmış alan uzmanlarımızın Türk Hava Kurumu’ndan tasfiye edilmiş olmaları ise yürekleri burkan bir diğer husus. Özellikle Türk Hava Kurumu ve bağlı teşekkülleri içerisinde gerçekleştirildiği iddia edilen personel kıyımı, ne yazık ki yılların hafızasını yok etti. Bu süreç böyle mi yönetilmeliydi? Yıllardır alın teriyle ekmeğini kazanan çalışanların mevcut yönetim döneminde kendilerini kapının önünde bulmaları acımasız bir yok oluş döneminin fitilini ateşledi. Mevcut çalışanların ise aylardır maaş problemi yaşamaları ayrı bir muamma.

Aklımıza gelen bir diğer soru ise; kötü gidişatın bu derece bariz olduğu bir ortamda İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ne gibi tedbir ve yaptırımlar uygulandı? Rutin denetim süreçlerinde mali bilançolar tozpembe bir tabloyu mu işaret etti? Haksız fesih işlemiyle işten çıkartılan personelin açtığı davaların tazminat ve yargılama masrafları hiç mi denetçilerin dikkatini çekmedi? Türk Hava Kurumu Üniversitesi kısmına hiç değinmek istemiyorum; çünkü orası apayrı bir girdap.

Sonuç olarak; bir vatandaş olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan kalıcı bir çözüm istirham ediyorum. Bana göre bu kurumun miladı çoktan doldu; yeniden yapılanma şart ve kaçınılmaz. Kamulaştırma ise en akılcı çözüm olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5