AB Üyeliği süreci Türkiye’nin yaklaşık 30 yıllık bir medeniyet yolculuğudur.

AB konusunda lehte veya aleyhte aşırı genelleme yapmanın yanlışlığını belirtmek isterim.

Türkiye’de “Bizi otuz yıldır kapıda bekletiyorlar” söylemi haklı bir eleştiridir, fakat bu otuz yılda AB sürecinde olmamız bize ekonomi, teknoloji, diplomasi, demokrasi ve hukuk alanlarında çok şey kazandırmıştır.

AB’nin Türkiye için sadece pazar değil, aynı zamanda yatırım ve hukuk kaynağı olmasıdır. Teknoloji, know-how, işletmecilik ve kurumsal standartlar gibi konularda AB’nin katkısı önemlidir. 2015 yılında Türkiye’ye 12.5 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye yatırımı geldi. Bunun yarısı Avrupa’dan, öteki yarısı bütün dünyadan geldi.

Arap sermayesi elbette önemli, elbette daha çok çekebilmeliyiz. Fakat Arap sermayesi esasen gayrimenkule giden bir sermaye şeklidir. Türkiye’de örnek yüksek katma değerli tıbbi cihaz sanayisini geliştirmeye karar versek öncelikle nereye bakarız?

Ancak;

Türkiye’nin önünde de büyük bir Türk dünyası, Arap âlemi, Uzakdoğu ve onunla menfaat çatışması yaşamadan iş birliği yapacak farklı ülkeler varken, ısrarla ve inatla Avrupa demek de ne ile izah edilebilir?

1 Temmuz 2016’da yürürlüğe girmesi konuşulan vize muafiyeti, esasen bu son restleşmeler ile tarihe karışmıştır. Tıpkı yıllar evvel AB’ye inanarak tek taraflı Gümrük Birliği’ne geçişimiz gibi, AB’ye inanmak yine zararımıza olacaktır.

O tarihten bu yana milyarlarca dolar zarara uğrayan Türkiye, şimdi ise 3 milyonu aşan Suriyeliyi batıya geçişini engellemek için topraklarında tutmaya çabalıyor ve neredeyse kendi imkanları ile..

İngiltere’de yayınlanan Times dergisi, Türkiye’nin AB’ye üyeliğini saçmalık olarak değerlendirmiştir.

Birliğe girme konusunda Türk siyaseti ve Cumhurbaşkanı samimidir.

Oysa vize muafiyeti konusundaki Erdoğan’ın restinden hemen sonra Almanya İçişleri Bakanı ve AB Komisyonu Başkanı’nın açıklamaları göstermiştir ki, AB samimi değildir.

On yıllardır ‘AB bizi üye yapmaz’ diyoruz.

Oysa ki;

AB nüfusu yaşlanmıştır;

yeraltı kaynakları tükenmiştir

 ve birlik bir Hıristiyan topluluktur.

Batının Türkler tarafından vatanlarının işgal edileceği inancı vardır.

Medeniyet projesi anlamında yüzümüz Avrupa’ya dönse de, Türkiye önündeki seçenekleri kullanmalı Avrupalıları iki yüzlülüğü ile baş başa muhasebede bırakarak tarihi dersi vermeli ve Türkiye’nin artık bölgesel güçlü bir aktör olduğu da gösterilmelidir. Yaklaşık 30 yıldır Avrupa kapısında bekletilmenin faturasının kesilebileceği de gösterilmelidir.    

 

banner5