Özel Fatih Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Fırat’ın Başarı Öyküsü

Mehmet Fırat, siyasi mücadele ile yoğrulan üniversite günlerinden sonra elektronik mühendisi olarak mezun olmuş. Bir süre yazarlık ve yöneticilik yaparak medyada adını duyuran Fırat, 28 Şubat döneminde cezaevine alınmış ve 12 yıl boyunca zorluklar yaşamış. Yasa değişikliğinin ardından özgürlüğüne kavuştuktan sonra ticareti ve insanları anlamak için bir sene pazarcılık yapmış. Pazarcılık günlerini “Hayata dair pek çok şey öğrendiğim zamanlardı.” diyerek özetleyen Fırat, hemen arkasından inşaat sektörüne girmiş ve Türkiye genelinde birçok şantiye kurmuş; altyapı, yol, hızlı tren, üstyapı ve konut projelerinde bulunmuş. Kariyerinin son noktasında hem tıbbî ilaç üretimine başlayıp hem de Şifa Sağlık Tesisleri’ni satın alarak sağlık sektörüne giriş yapmış. Şu anda işletmeciliğini yaptığı Özel Fatih Hastanesi, Türkiye’yi temsil eden birçok sporcuya sponsor olmasıyla ses getiriyor.

Zorlu geçen yılların birikimiyle oluşturduğu başarı öyküsünde atmayı düşündüğü her adım için “Bu doğru mu, yalnızca kazanç mı yoksa akla uyuyor mu?” sorularını sorduğunu ve ahlakına uymayan hiçbir şeyi sırf kazanç uğruna yapmayacağını belirtiyor. Kendini “Haksızlığa dur diyebildiğim, halkıma fayda sağlayabildiğim sürece bir başarıdan söz edebilirim.” diyerek ifade eden Fırat, 1987 yılından beri yaşadığı Fatih semtine sağlık yönünden fayda kazandırmak için çalışmalarına devam ediyor.

Uygur tıbbını sorduğumuzda “Tıbbi Nebevi’nin ölçü alındığı, kökü İbn-i Sina’ya dayanan bir tedavi yöntemidir. Biz ilaç üretimine başlamadan önce bir üniversite ile işbirliği yaptık ve yaygın olan hastalıkları tespit ederek işe başladık. Kalp, mide, tansiyon, şeker ve kadın hastalıkları için ürettiğimiz, kimyasal yoğunluktan uzak ilaçlar için bir sene boyunca çalıştıktan sonra hepsini ruhsatlandırdık. Bugün Sağlık Bakanlığı’nın da bu minvalde çalışmaları vardır; ‘tamamlayıcı tıp’ ismiyle pilot hastanelerde uygulanması için izni vardır.” diye yanıtlıyor. Büyük üniversite hastanelerinin de olduğu Fatih’te bir hastane işletmenin üstesinden, hastanesinde daha spesifik bölümlere yoğunlaşarak geliyor. Örneğin sedef hastalığı için oluşturulan ünitede %95 başarının söz konusu olduğunu söylüyor. Hastanede özenle geliştirilen bir diğer bölümse bağımlılıkla mücadele ünitesi. Aynı şekilde plastik cerrahi ve estetik güzellik merkezinden de dem vuran Fırat, hastanenin 30 yatak kapasiteli ve 16 branşta hizmet veren bir sağlık merkezi olduğunu belirtiyor.

Sponsorluk seçimlerini sorduğumuzda “Fedakârlık ve emekle başarıya ulaşma yolunda olan, milli değerlerimize katkı sağlayan sporcularımıza destek oluyoruz.” cevabını veriyor. Gerek sağlık sektörüne getirdiği yenilikler gerek uluslararası arenada ülkemizin adını duyuracak sporculara sağladığı katkılarla “hizmet” anlayışını taşıyan çalışmalarına devam ediyor.




1. Mehmet Bey öncelikle kısaca sizi tanıyalım. Mehmet Fırat kimdir, bugüne dek hangi işleri yapmıştır, kendine çizdiği kariyer yolunda hangi adımları atmıştır?

İnsanları tanımak kafa kağıdında yazan bilgilerden ibaret olmasa gerek. Onların düşünceleri, hayata tasarruflarıdır , önemli olan; kişileri tanıtan özellik budur bence..

Mehmet Fırat kimdir denildiğinde 1971 yılında Muğla Milas'ta doğmuş aslen Düzce'li olan biriyim. Üniversite yıllarında Büyük Doğu İBDA fikriyle tanışmam neticesinde  ki, bu tarih 1989'lara denk gelir , hayata bakışım ve hayata dair tasarruflarım da buna göre şekillenmiştir. Elektronik mühendisi olmama rağmen bu mesleği icra etmedim. Daha çok siyasi faaliyetlerde bulundum. Gençlik teşkilatları ve siyasi yayın organlarında görev aldım, pek çok dergi ve gazetede yöneticilik ve yazarlık yaptım. 90'lı yıllar Müslümanlar için zor geçen yıllardı. Nitekim 28 Şubat darbesine maruz kaldık..Pek çok Müslüman'ın yaşadığı çile ve ızdırap dolu günleri en ağır şekilde bizlerde yaşadık.

Bu dönemde 12 sene cezaevinde kaldım. 2005 senesinde yasa değişikliği sebebiyle tahliye edildim. Fakat pek çok vatandaşlık haklarından mahrum kaldığımdan dolayı resmiyette hiç bir faaliyette bulunamadım. Onca senelik zulüm ve işkence dolu hayattan birden dışarı çıkınca kişi çok  ciddi adaptasyon sorunu yaşıyor.. Sudan çıkmış balık gibi çırpınıyor insan . İşin en kötüsü ise bunu kimseye anlatamıyorsunuz ve herkes sizden normal bir insanmış gibi davranmanızı bekliyor.

İnsanları , ticareti , ilişkileri tanımak , öğrenmek ve geliştirmek için pazara çıktım. 1 sene pazarcılık yaptım. Düşünsenize cebinizde paranız var diyelim, bu paranın neye yaradığını bunun alım gününün ne olduğunu bilmiyorsunuz. Pazarcılık işinde hayata dair pek çok şeyi tecrübe ettim, öğrendim.

Sonra bir arkadaşımla birlikte inşaat işlerine girdik. Türkiye'nin pek çok yerinde şantiyeler kurduk ve alt yapı işleri yaptık. Daha çok yol ve  hızlı tren projelerinde çalıştık.

Sonrasında ekibimizle birlikte üst yapı işlerine başladık. Gedikpaşa, Kadırga bölgesinde pek çok binanın proje çalışmasını yaptık ve inşaatlarını üstlendik.

Derken Uygur'lu , Doğu Türkistan'lı ortaklarımızla sağlık sektörüne girdik ve bir tesis açtık. Tesisimizde tamamlayıcı tıp alanında ilaçlar üretmekteyiz. Bu ayrı bir serüven. Bununla birlikte Fatih'te bulunan Şifa Sağlık tesislerini satın aldık ve Özel Fatih Hastanesi'nin işletmeciliğini yapmaktayım.

Bu ticari serüvenim , siyasi mücadelemle birlikte devam etmektedir. Zira cezaevinden çıktığım günden bu yana , yaşadığımız mağduriyetlerle ilgili olarak , gerek sivil toplum kuruluşları bünyesinde , gerekse devlet kademelerinde mücadelemizi devam ettirmiş, 28 Şubat mağduriyetlerinin giderilmesi  noktasında faaliyetlerde  de bulunuyoruz.

15 Temmuz bizler için bir milad olmuştur. Yıllardır anlatmaya çalıştığımız ve bu tehlike karşısında tedbirler aldığımız bir gündür 15 Temmuz..

Bu hain darbe girişiminde tüm arkadaşlarımız meydanlarda yerini tutmuş ve vatanını kurtarmak gibi bir misyonu icra etmiştir. Halil Kantarcı ve Mahmut Coşkunsu isminde iki kardeşimizi şehit verdik. Yaralı onlarca gazimiz oldu. O tarihten bu güne kadarda mücadelemiz bu minvalde devam etmektedir.


2. Bugün Özel Fatih Hastanesi’nin yönetim kurulundasınız, öz geçmişinizde de Uygur Tıbbı’nı ülkemize getirmek üzere kurduğunuz girişimden bahsediyorsunuz. Uygur Tıbbı’nın ülkemizdeki tıptan farkını ve niçin onu seçtiğinizi açabilir misiniz?

Uygur tıbbı , Tıbbi Nebevi'nin ölçü alındığı bir tedavidir. Ortaklarımızdan biri İbni Sina'nın soyundan gelen  Pekin Üniversitesinde Kalp profesörü olan bir doktordur. Doğu Türkistan da Kholan diye bir bölge vardır ve dünyanın her yerinden oraya şifa bulmaya gelen insanlarla dolar taşar. Adeta bir sağlık merkezidir. İbni Sina 'dan beri bu tedavi şekli nesilden nesile  öğretile öğretile bugünlere gelmiştir.

İnsanlık yaratıldığından bu güne, hastalıklarda var, bu hastalıkların  şifaları da var. Allah ölümden başka tüm hastalıkların çaresini verdiğini bunu arayıp bulmamızı bize söylemiştir. Ülkemiz de batı tıbbıyla ilgili bir tedavi metodu benimsenmiş, işin içine teknolojinin imkanları girmiş, tedavi de ise yine batı  menseii ilaçlar kullanılmış. Kullanılan ilaçların neredeyse tamamı kimyasal maddeler içeriyor ve yan etkileri çok fazla. Bir yeri toparlarken bir yeri bozuyoruz. Yani batı tıbbı daha çok sömürmeye ve tüketmeye endeksli..

Bizi ilaçlarımızı üretirken Üniversiteyle işbirliği yaptık önce . En yaygın görülen hastalıkların tespiti ve ürettiğimiz ilaçların hastalarımızdaki tesirleriyle ilgili olarak 1 sene çalıştık, denedik.. Bunu tamamlatıcı tedavi unsuru olarak kullandık ruhsatlandırmayı da bu 5 hastalık için üretilen ilaçlarda yaptık. Kalp , mide, tansiyon, şeker ve kadın hastalıkları.

Sağlık bakanlığımızın da bu minvalde çalışmaları vardır. Yakında hastanelerimizde bununla ilgili bölümler açılacaktır, okullarda bununla ilgili kürsüler açılacaktır. Bu çalışmalarda illaki yer alacağız. Bu tedavinin ülkemizde yaygınlaşması için elimizden geleni yapacağız. Faydalı olan herşey de varız kısacası..


3. 28 Şubat döneminde tutuklu kalmışsınız. Bunun kişiliğinize ve değerlerinize ne gibi etkileri oldu?

İnsan; duygu düşünce ve iradi faaliyeti'nin toplamıdır. Bu yüzden de insan hayatından , taştan ottan farklıdır, mesuliyeti vardır, memuriyet ve mecburiyetleri vardır.  Ve Müslüman zamanından ve mekanından sorumlu olan kişidir. Neyi ne kadar yaptığımız değil de , duruşumuzun nerde ve nasıl olduğu önemlidir. Bizler , bu dünyanın ötesinde de bir hayat olduğunu, burada yaptığımız herşeyin hesabı olduğunu, asıl hayatında bu olduğuna iman eden insanlarız. Sadece yaptıklarımızdan değil, yapabilecekken yapmadıklarımızdan da sorumluyuz.

İhlas, aşk, merhamet ve fedakarlık medeniyetimizin 4 ana sütununu teşkil eder.  Diğer bütün hasletler  bu 4 ana damar üzerinden yayılan kılcal damarlar gibi bütün vücudu sarar, sarmalıdır. Yaşadığımız tüm müsbet ve menfi olaylar, mensubu olduğumuz bu dünya görüşünden ve bunun  arz  ettiği ahlaktan kaynaklanmaktadır. Varsak bunun için varız; varlığımız bunun için.

Nihayetinde bunun da bir imtihan olduğunu düşünüyorum. Benim için önemli olan bu imtihanı adam gibi verip vermediğimdir . Ben niyet ve gayretimden sorumluyum ,takdir Allah'ındır. Takdir'e tevekkül gerekir.

Hülasa Cezaevi hayatı bana samimiyeti, direnmeyi, dik durmayı , sabrı, metaneti, kararlılığı, cesareti, merhameti ve fedakarlığı öğretti.



4. Sektörünüze ve piyasaya kıyasla işletmenizi anlatır mısınız?

Bu işletmeyi satın alırken ortaklarımızla uzun süre düşündük, neler yapabileceğimize dair aylarca planlar yaptık. Hastanemiz Fatih ilçesinin en köklü özel hastanesidir.  30 senelik bir geçmişi vardır ve kurucusu  Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'nın da hocası olan merhum Prof. Osman Öztürk 'tür. Bizler bu köklü ve sağlam yapıya neler katabiliriz, nasıl geliştirebiliriz üzerine çok düşündük ve çalıştık.

Nihayetinde 30 yataklı butik bir hastaneyiz. Sektörümüzdeki diğer kurumlarla ne tür bir rekabete gireriz, neler yapabiliriz. Malumunuz ilçemiz aynı zamanda büyük üniversite hastanelerini de barındırmaktadır.Daha spesifik bölümleri hayata geçirmeyi planladık. Mesela kadın hastalıkları ve doğum bölümümüz gerek hocaları gerekse personeli noktasında hem çok tecrübeli hem eğitimli hem de kadın hastalarımızın rahatına , konforuna uygun şekilde dizayn edilmiştir. Bu mevzuda hem kalite hem fiyat durumundan çok iddealıyız. Kadın doğum bölümümüz ödüllüdür. Hem sıfır  bebek ölümü , hem de sezeryan doğumu düşürmemizden dolayı. Bu çok önemlidir.

Sedef hastalığı ile ilgili bir polikliniğimiz var. Şimdiye kadar gelen vakalarda %95 gibi bir başarımız söz konusu. Ve poliklinik çapta Türkiye'deki tek hastaneyiz. Tedavilerimizde gerek yurt içinden gerekse yurt dışından yüzlerce hasta gelmekte ve tedavi olmakta. Bu tedavi de diğerleri gibi kesinlikle kortizon kullanmıyoruz. Ayrıca diyetisyen ve psikolojig danışman eşliğinde bir tedavi uyguluyoruz.

Yine bağımlı tedavisiyle ilgili bir ünitemiz mevcut. Bugün maalesef gençliğimiz uyuşturucu madde bağımlılığının esiri olmuş durumda. Bu tedavi süreci uzun ve meşakkatli bir dönem. Uzman psikiyatristimiz ve eğitimli kadromuz ile hem tedavi kalitesi hem de fiyatta çok cazip imkanlar sunmaktayız.

Mesela plastik cerrahi ve estetik güzellik merkezimiz, bu sorunla ilgili her türlü çözümü üretebilen, tedavisini yapan uzman doktor ve kadrosuyla hizmet vermektedir. Bunun gibi hastanemizde 16 branş bulunmaktadır. Uzman ve pratisyen 26 doktorumuz görüntüleme merkezimiz , labrotuarlarımız , tüp bebek ünitemiz bulunmaktadır. Devraldığımız günden bu güne iğneden ipliğe herşeyimizi yeniledik , güzelleştirdik ve daha modern bir hale getirdik. . Hizmette sinir ve sınırımız yok.

Önce insan yaklaşımıyla yola çıktık. Peygamber Efendimizin ölçüsüyle hastanın nazını, kahrını çekmeyi ibadet bildik ve hizmetimizi yaparken ibadet şuuruyla hareket ettik. Önce memnuniyet sağlanmalı, işin ticari kısmı daha sonraki meselelerdir bizim için ...


5. Sponsorluk alanında birçok haberinizle karşılaşıyoruz. Hastanenizin sponsorluk yapmaya karar verdiği kişiler için hangi değerlendirme ölçütlerini kullanıyorsunuz?

Ben ve ortaklarım hep teşkilatlardan gelmiş, gençliğimizde hep bu teşkilatlar içerisinde emek vererek geçmiştir. . Kişilerin bir yerlere gelmek için ne tür zorluklar ve fedakarlıklar yaşadıklarını çok iyi biliyoruz. Bu minvalde milli değerlerimize katkı sağlayan kişilerin ellerinden tutmaya ve destek olmaya çalışıyoruz.

Şampiyon yetiştiren kulüplerimiz var, şampiyonlarımız var, okuyan talebelerimiz var, hafızlarımız medreselerimiz var. Gücümüz nisbetin de bu kardeşlerimize destek olmaya yardımda bulunmaya çalışıyoruz. Geçmişimizde ahilik kültürümüz var, vakıf kültürümüz var. Bunu yaşatmaya ve örnek olmaya çalışıyoruz. Milli birlik ve bütünlüğümüze katkı sağlayacak çalışmalara dün olduğu gibi yarında destek olacağız, yanlarında bulunacağız.


6. Fatih’te büyüdüğünüzü söylemiştiniz. Hastanenizi gene Fatih’te kurmanız vefa örneği olarak değerlendirilebilir kanaatindeyiz. Bu semtle olan hikâyenizi anlatır mısınız?

Üniversite yıllarında İstanbul'a geldim ve Fatih'e yerleştim . 1987 yılından beri Fatihteyim. Fatihliyim. Neredeyse her taşında ya terim, ya kanım , ya göz yaşım vardır. Her sokağında bir anım... Büyüklerimi ve feyz aldığım kişileri hep burada tanıdım. Bu semt bana çok şey verdi. Huzur aldığım iklimi soluyabildiğim bir kaç semtten biridir Fatih. Bu gibi hizmetlerle aldığımı vermek gibi bir düşüncede hakim elbette. Bu bölgede yüzlerce ilim irfan kurumları var, burada eğitim veren hocalarımız , eğitim gören talebelerimiz var. Bu kardeşlerimize kapılarımızı sonuna kadar açtık. Burada yaşayan toplumun her kesiminden insanlarımıza hizmet vermenin mutluluğu ayrı birşey. Dediğim gibi ferdi tanışıklık sebebi hizmette bulunmak ayrı, sivil toplum kuruluşları üzerinden sorunlara çözüm bulmaya çalışmak ayrı.. Tüm imkanlarımızı zorlayarak elimizden geleni en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz.

Fatih bizim için bir semtten öte. Zira İstanbul'u feth eden , bir çağ açıp bir çağı kapatan cennet mekan  Fatih Sultan Mehmet Han burada yatmaktadır. Biz ismimizi bu sultanımızdan aldık. Onun çizgisinde de hayatımızı tanzim etmeye çalışıyoruz.

İlçemizin idari ve mülki amirleriyle iş birlikleri içerisindeyiz. Pek çok sosyal projelerin hayata geçirilmesi noktasında çözüm ortaklıklarımız var. Bunu daha da ilerletmeyi hedefliyoruz.


7. Kariyerinizde yeni adımlar atmadan önce nelere dikkat edersiniz?

Doğrunun olmadığı yerde iyide yoktur, güzelde ...Bu  ölçü ışığında atacağımız her adımda önce buna bakıyoruz. Bu iş doğrumu? Ahlakımıza uyuyor mu? Doğru olmayan, aklımıza uymayan hiçbir şeyi sırf kazanalım diye yapmıyoruz. Önce buna bakıyoruz. Sonra bunu yapabilir miyim , bunun fikrini oluşturuyorum. Nasıl yaparım!..Sonra bunu kiminle yapacağıma bakarım bu doğru adım mı..! Sonra zamanlamasına bakarım bu doğru bir zaman mı.! Sonrası ekip çalışmasıdır. Allahtan hayırlı neticeler dilerim. birşeyin olması kadar olmaması da hayırlısıdır. Zira olanda hayır vardır.


8. Yalnızca hastane değil, aynı zamanda ilaç üretimi konusunda da deneyiminiz olmuş. Bugün veya geçmişte ürettiğiniz ilaçlarla ilgili bilgi verebilir misiniz? Örneğin özellikle üzerine yoğunlaştığınız bir hastalık var mıydı?

Doğu Türkistanlı ortaklarımızla birlikte , burada Uygur tıbbının uygulamak ve bu tedavi şeklini yaygınlaştırmak için bir tesis kurduk. Hocamız  İbni Sina'nın soyundan gelen  Pekin Üniversitesinde kalp profesörü olan Abdulhalim bey dir.  Prof. Abdülhalim Abdullah bey aynı zamanda 16 ciltlik uygur tababetini anlatan ansiklopedinin de yazar mütevelli heyetindendir. Nihayetinde Doğu Türkistan Khotan bölgesinde bu tedavi uygulanmakta ve burası dünyaca ünlü sağlık merkezidir. Bizler orada bulunan tesisin aynısını burada kurduk.

Hattı zatında pek çok hastalık var, bunların tedavisi içinde bir sürü yöntem ... Bu ilaçları üretebilmek için ruhsatlandırmak gerekmektedir.Maalesef Türkiye'de ilaç lobisi var ve bu yabancıların elinde. Bizlerde  yüzden epey zor ve sıkıntılı bir zeminde  en yaygın görülen hastalıklardan yürümek istedik. Prof.'lardan oluşan bir ekip gözetiminde bir Üniversitede bununla ilgili 1 sene çalışma yaptık. Türkiye'de yaygın görülen Kalp hastalıkları , mide hastalıkları , tansiyon hastalıkları , şeker hastalıkları ve kadın hastalıklarıyla ilgili ilaçlarımızı ruhsatlandırdık.

Bu tedavi metoduyla ilgili bir dernek kurmayı ve bu dernek etrafından geliştirmeyi düşünmekteyiz. Ayrıca Sağlık Bakanlığı'nın bu tedaviyi'' tamamlayıcı tıp '' olarak tanımlaması ve izin vermesi üzerine pilot hastanelerde bu tedavi uygulanacaktır.

Özellikle kanser hastalarının tedavilerini yapmak istiyoruz. Zira kanser tedavi edilemeyen bir hastalık değildir. Sadece bununla ilgili geliştirilen cihaz ve ilaç piyasasının tükenmesi gerekmektedir ki bu hastalığın çaresi olarak ilaçlar kullanılabilsin. Batıda ki sağlık anlayışı sömürüye dayanan bir sistemdir. Önce ilacı üretirsin , sonrada hasta edersin, sonra uzun tedavi süreçleri derken başka hastalıklar , sonra onların tedavisi böyle sürer gider. Bu çok büyük bir piyasadır ve karşımızdaki insanların merhametleri yoktur.

Hülasa, ölümden başka her hastalığın bir dermanı vardır. Ve şifa Allahtan'dır. Bizler insanların hastalıklarına derman bulabilmesi için hem hastanede verdiğimiz tedavi hizmetiyle , hem Uygur tıbbını buraya getirerek uyguladığımız tedavi metoduyla vesile olmaya çalışıyoruz.



9. Hastanenizde hangi hizmetler veriliyor? Kapasitesi kaç kişilik? Hastaneniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Hastanemiz 3000 m2 alanda 16 branşta hizmet vermektedir. Operatör, uzman ve pratisyen 26 hekim kadromuz vardır. . Görüntüleme merkezimiz ve laboratuarlarımız bulunmaktadır. 2 büyük , 2 küçük ameliyathanemiz mevcuttur. Hemen hemen tüm ameliyatları yapabilmekteyiz. 30 yatağımız vardır. Kadın hastalıkları ve cerrahisi , kadın doğum , tüp bebek, sedef hastalığı polikliniği, psikiyatri polikliniği, plastik ve estetik merkezi gibi daha spesifik bölümlerimiz olduğu gibi diğer poliklinik servislerimiz de yatan ve gezen hastalarımıza yardımcı olmaktayız.

30 senelik geçmişi olan, milli ve manevi değerlerine özen gösteren bir kurumuz. Diyebiliriz ki; Fatih'in yarısı bizden doğmuştur. Doğumda en önemli özelliklerimizden biri sıfır ölüm ve sezeryanı düşürmektir.

Bu kadar yoğunluğa fiziki şartlarımız maalesef izin vermemektedir. Büyümeyle ilgili çeşitli çalışmalarımız vardır. Peyder pey bunlar hayata geçecektir. Programımızda daha pek çok yenilik ve sosyal projeler vardır. Semtiyle bütünleşmiş bir hastaneyiz. Herkes bizi tanır, biz herkesi tanırız derler ya öyle bir durum oluştu halkımızla ...


10. Başarı öykünüzü birkaç cümleyle özetleyecek olsaydınız ne derdiniz?

Başarı izafi bir kavramdır; neye göre kime göre başarı. Öncelikle kendimi Allah'ın rızasına matuf  olduğum veya olmaya çalıştığım , bunun ızdırabını yaşayabildiğim zamanlarda başarılıyım diye ifade edebilirim. Haksızlığa karşı dur diyebildiğim kadar başarılıyım. Ticaretimi de ahlak anlayışına göre yaptığım sürece başarılıyım. Halkıma hizmet edebildiğim sürece başarılıyım . Helal  para kazanabildiğim sürece başarılıyım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.