Fertlerin bireysel eğitimi önemlidir. İlkel çağlardan günümüz bilge düzenlerine göre değişik düzeyde önemini sürekli korumuştur. Bireyin eğitimi için toplumlar ve devletler kendilerine düşen görevleri yapmaktan geri durmamışlardır. Özellikle “aydınlık çağı ve sonrası” dönemlerde bireysel eğitim için yapılan çalışmalar hem düşünce hem de akademik planda iyice yoğunlaştırılmıştır. Son yüzyıla gidilirken eğitim kuramları geliştirilerek bireysel eğitimin önü daha da açılmıştır. Ancak bireyin bu yoğun eğitimi bireyselleşme, bencilleşme, toplumdan uzaklaşma şeklinde daha fazla gözükmeye başladı. Bireyin kişisel başarısı, bireyin özgürlüğü, bireyin kendini gerçekleştirmesi kavramları üzerinden bireysel çözümler gündemde tutuldu. Bireyin aidiyet duygusu sürekli unutuldu. Ait olduğu toplum, bireyi çevreleyen insan grubu; iş, okul, aile ve arkadaş ortamlarındaki tavır ve tutumları göz ardı edildi. Yalnızca kendini düşünen bireyin kendini mutlu edeceği yanılgısı tam olarak kavrana bilmiş değil.

Gerçekten eğitim kuramlarına bakıldığında, tek tek incelendiğinde bir bütün olarak bireysel çözümler üretildiğini bize gösterir. Halbuki gerçek çok daha farklıdır. Birey; aile, okul, iş ve arkadaş ortamıyla birlikte eğitildiğinde gerçek kimliğini bulacak, toplumsal katkıları daha fazla olacak. Bireyin mutluluğu kendi çevresiyle bütünleştiği oranda artacaktı. Bunu bazı toplumlar kendi ortamında ve kendi yöntemince gerçekleştirirler. Özellikle birey kendini hangi topluma veya gruba entegre ederse o toplumun dinamiklerince hareket etmeye başlar. Bu aşamada bireyin toplumsal tavır takınmaya başladığını söyleyebiliriz. Farklı söylemle; toplumlar bireyin tavır takınmasında eğitici rol üstlenir. Bu gerçeği tarihsel aşamalarda görebileceğimiz gibi günümüzde de müşahede etmek mümkündür. En güzel örneğini 15 Temmuz toplumsal hareket tavrıdır.

Bir eğitimci gözüyle değerlendirmeye alındığında farklı gözlemlere ulaşmak mümkündür. Aslında pek çok akademisyenin, fikir işçilerinin ve düşünürlerin üzerinde durması gereken bir vakadır. Hatta ciddi anlamda eğitim analizleri yapılmalıdır.

Bizim dikkatimizi çeken durum şudur: Toplumsal tavır geliştirmenin pek çok nedenleri vardır. Ancak başta gelen neden; inançtır. Dini bağlamda bir inanç söz konusu değil bu. Bir harekete karşı olma inancı ve bir lider etrafında bütünleşme inancı. Ardından ebetteki kendine lider seçtiği bireyin tavrı önemlidir. Toplumlar gerçek liderlerini bulduklarında canı pahasına yapması gereken tavırları sergilemekten asla vazgeçmezler. Suni ortamlarda oluşturulan toplumların tavır sergilemeye iten güdülerin kısa zamanda akamete uğradığı halde inanmışlık ruhu etrafında gerçek tavır sergileme eğilimi ancak liderin belirgin özelliğinden kaynaklanır.

Bireyi bütünleştiren aidiyet duygusu lider tarafından gerçek tavırla sergilendiğini zaman toplumsal tavır eğitimi başlar ki hedef kitle en kararlı duruşuyla başarılamayacağı sanılan olayların üstesinden gelinir.

15 Temmuz ve sonrasında süren toplumsal tavır; öfke patlaması yaşayan, birbirlerine tahammülü olmayan, bıraksalar birbirlerini boğazlayacak olan bireylere şunları öğretmiştir: Biz bir toplumuz. Bizim ortak tavırlarımız var. Biz büyük bir medeniyetin mensuplarıyız. Bizim özümüzde iyilik var. O halde, sokaklarımızda taşkınlık yapmayız, kimsenin aracını kundaklamayız, kimseye zararımız dokunmaz, bankamatikleri kırıp dökmeyiz. Bir arada yaşar, birbirimize saygılı davranırız. Ancak özgürlüğümüzü gasp etmeye yönelik harekete canlarımız pahasına karşı dururuz.

Bu bir aidiyet kavramın sonuçlarıdır. Aynı bilinç düzeyini küçük çaplı toplumlar olan kurumlardan başlayarak yeniden düzenlemesi geleceğimiz açısından önem arz eder.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Salim Duranan 3 ay önce

Biz o gün başkomutanın sözleriyle çıktık, ne olduğunu tam olarak anlayamadan kendimizi meydanlarda bulduk. O yoğun kalabalık bir taşkınlık yapmadıysa bunda minarelerden yükselen selalarla olaya şiddetsiz yaklaşım çağrıları ile olmuştur. Eğitim mevcut ise bu konudadır. Megafonla birlik sakinlik çağrıları yapan kişilerin katkısı da göz ardı edilmemelidir.

Avatar
ismail büyük 3 ay önce

Cumhurbaşkanının birleştirici-liderlik yönü ile ortaya çıkması 15 Temmuz darbesini engelledi.Başkası olsa idi yönetimde, şu an çok kötü durumda idi ülke.Darbede ölen 250 şehidin hatırına yaşananlar unutularak bencilliklere dönüldü.Keyifler yerinde.Meydanlar bencillere kaldı.
Eğitim'de yaşananları tüm dünya ülkeleri yaşıyor.Bu anlamda büyük bir paradigma değişimi lazım.Bu paradigma nasıl ne şekilde olacak, cevap yok.Var olan cevaplar da daha çok öğretmenlerin çalışmadıkları, şiddete dayalı oldukları, iş yapmadıkları, çok tatil yaptıkları bağlamda sözler...Bu sözler öğretmenlerin içinden çıkmış, ama geldiği yeri unutmuş; amirlik yetkisi elinden alınsa öğretmenlik beceremeyecek kimseler tarafından yada endüstri/ticaret meslek lisesinde(bu okullarda görev yapmayanlar kendilerinde bir varlık görmesinler) öğretmenlik beceremeyecek kimselerin sözleri. Yada evde çocuğuna sözü geçmeyen veli sözleri bunlar...arazi çok farklı.
Tatlı suda müslüman olmak kolay...

Avatar
Mustafa 3 ay önce

15 temmuz gelecekte esaret altına alınmak istenen toplumlara ilham kaynağı olacaktır.

Avatar
İsmail Hakkı Güneş 3 ay önce

Değerli Hocam çok önemli noktalara değinmişsiniz toplumlarda liderin ne denli önemli olduğu hususuna.Bu kanatinizin en önemli delili ise 15 temmuz gecesi olduğu apaçıktır.Yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Avatar
mehmet eng 3 ay önce

medeniyetimizde bariş huzur çeşitli ırklar bir arada yaşamış. çok güzel yazdınız devamını bekleriz

Avatar
İbrahimsilepe1453@gmail.com 3 ay önce

Yazınızı okudum çok güzel bundansonra sizidevamli takip ediyoruz

Avatar
Zeynep Betül Akıcı 2 ay önce

Ziyâdesiyle kıymetli yazarlarımız, yitmemiş insanlarımızın son örneği belki de kendisi.. Bir insan hem mesleğini hakkından fazlasiyle yerine getirebilen bir eğitimci, hem kaliteli bir öğrenci ve dahi yazar nasıl olabilir aynı zamanda? İnsanın aklı almıyor doğrusu. Kendisinden öğreneceğimiz öyle çok şey var ki; Allah razı olsun ve kendilerinin sayısını arttırsın.. "Bireyin mutluluğu kendi çevresiyle bütünleştiği oranda artacaktı." demiş ya hani kendileri. Ah nasıl da doğru! Şâyet toplumlar bu hakîkatin farkına varmış olsalar; belki de hiçbir insan yitmeyecekti. Dolayısiyle çok doğru bir noktaya değinilmiş. Yazıların devâmının gelmesi duâsı ve ümidi ile, Rabb'im sizleri muvaffak etsin..

Avatar
S.can 2 ay önce

Yazınızdaki tesbitlerine katılıyorum.Toplumun büyük kesiminin değerlerini,değer kabul etmiş liderlerin varlığı da bence önemli.Ayrıca toplumla lideri arasındaki iletişimi sağlayan medya araçları da görevlerini doğru ve tarafsız bir şekilde yerine getirmelidir.Milli ve yerli medyaya büyük görev düştüğü gibi okuyucu ve takipçilerine de büyük sorumluluk düşmektedir.

banner5